İyiyleşmek: Acının Ötesinde bir Yöneliş
İnsan acıyı hep yanlış yerde aradı.
Bir yerimizin kanaması gerekiyormuş gibi davrandık yıllarca. Bir kırığın, bir kaybın, bir travmanın izine… Sanki acı, yalnızca görünür bir yaradan sızabilirmiş gibi.
Oysa modern insanın acısı çok daha sessiz, çok daha derin bir yerdedir. Artık acı bir yaradan değil, bir yön kaybından doğuyor.
İçimizde bir yerde, karanlık bir odada unutulmuş bir pusula var. Kimimiz onun yerini bile bilmiyor. Kimimiz buluyor ama ibresinin titrediğini görünce korkuyor. Kimimiz ise pusulanın artık işe yaramadığını sanıyor.
Oysa acının en keskin hâli, işte o pusulanın sessizliğidir.
Bugünün acısı ne bir çığlık, ne bir isyan, ne de bir kırılma sesi. Bugünün acısı; insanın kendi merkezinden uzaklaşmasıdır. Kendine yabancılaşması. Kendi duygularını tanıyamaması. Kendi iç sesini gürültüde kaybetmesi.
Modern çağ bizi parçalamadı; bizi dağıttı.
Her şeye bağlandık ama kendimizle bağlantımızı unuttuk. Duygularımızı bastırdık, düşüncelerimizi hızlandırdık, yalnızlığımızı estetize ettik. Ve sonunda, içimizdeki o ince sızıya yeni bir isim koyduk: “normal”.
Peki iyileşmek nedir?
İyileşmek, acının geçmesi değildir artık. Modern insan için iyileşmek; yeniden yön bulma cesaretidir.
İyileşmek, insanın içindeki pusulayı eline almasıdır. Titreyen iğneyi izleyebilmek… Korksa bile bakabilmek… Yıllar önce gömdüğü duygularla yeniden karşılaşabilmek…
İyileşmek, iyi olana yönelmek demektir. Yara kapanınca değil, insan kendine doğru her adım attığında iyileşir. Her dürüstlükte, her yüzleşmede, her affedişte.
Acı bizi durdurur; iyileşme harekete geçirir.
İyileşmek, “artık acımıyor” demek değildir. İyileşmek, “Artık kaybolmuyorum” demektir.
Ve belki de en önemlisi: İyileşmek bir sonuç değil, bir yöneliştir. Sonu olmayan, bitmeyen, kesintiye uğrasa bile ilerleyen bir hareket.
Çünkü insan iyiyi seçtikçe iyileşir. Kendi doğrusuna yaklaşabildikçe… Kendi karanlığını anlamlandırabildikçe… Kendi içindeki sese kulak verdikçe…
İyileşmek, nihayet uyandığımız bir sabah değil; her gün biraz daha insan olmayı seçtiğimiz sessiz bir yolculuktur.