Cehennem Başkaları mıdır ?
“Cehennem başkalarıdır” cümlesi çoğu zaman düşünülmeden sahiplenilir. Bir rahatlama sağlar, çünkü sorumluluğu hızla dışarıya taşır. İnsan, kendi içindeki karmaşayı, bastırdığı utancı ve tanımak istemediği korkuyu, başkalarının varlığına yükler. Bakışlar ağır gelir, yargılar yakar ve kişi sonunda kendini temize çıkaran o cümleyi kurar: Beni onlar bu hale getirdi.
Oysa bu cümlede gizlenen şey başkalarının kötülüğü değil, onların bakışının mutlaklaştırılmasıdır. Başkaları bir projektör gibidir. Işığı tutarlar, ama neyi aydınlatacaklarını seçmezler. Projektör aynı projektördür; sahneyi cehenneme ya da cennete çeviren, ışığın sende nereye düştüğüdür.
İnsanların kalabalıklara bu kadar tutunmasının nedeni yalnızlık korkusu değildir sadece. Kalabalıklar aynı zamanda çok işlevsel bir savunma mekanizmasıdır. Gölgeyi yansıtmak için sayısız ayna sunar. “Bende değil” deme konforu yaratır. Suç hep başkasındadır, zayıflık dışarıdadır, karanlık ötekindedir.
Yalnız yaşayan insanın ise böyle bir ayrıcalığı yoktur. Sığınacak bir grup, suçlayacak bir kalabalık, dağıtacak bir gürültü kalmaz. Kendi bencilliğiyle, kendi korkularıyla, kendi yıkıcılığıyla baş başa kalır. Ve bu noktada hayat ikiye ayrılır. Ya insan bu yüzleşmeden kaçar ve ömrünü savunarak geçirir, ya da durur ve bakar.
Kendi karanlığına bir kez dürüstçe bakabilmiş bir insan için başkalarının bakışı eski gücünü kaybeder. Çünkü artık saklanacak bir şey kalmamıştır. Utandırılacak bir sır yoktur. Kırılacak bir maske bulunmaz. Kişi ne kadar acımasız olabileceğini de, ne kadar zayıf düşebileceğini de bilir. Bu bilgi, beklenmedik bir şekilde, insanın içini sakinleştirir.
Başkalarının cehennem haline gelmesi tam da burada başlar. Duygularımızın sorumluluğunu onlara teslim ettiğimiz anda. “Beni kızdırdı”, “beni küçülttü”, “beni değersiz hissettirdi” dediğimiz her seferinde, projektörü elimizden bırakmış oluruz.
Oysa başka bir yol vardır. Daha zahmetli, ama daha özgür bir yol.
“Bu sözden etkilenmeyi ben seçtim. Ve başka türlü de seçebilirim.”
Bu cümle masum değildir. İnsanı rahat koltuğundan kaldırır. Ama aynı zamanda başkalarını cehennem olmaktan çıkarır.
Bu noktadan sonra insanlar hâlâ eleştirir, yanlış anlar, yargılar ve eksik görür. Ama artık bunlar kader değildir. Bunlar veridir. Bakılır, süzülür, işine yarayan alınır ve geri kalanı sessizce bırakılır.
Cennet, başkalarının seni onayladığı bir yer değildir. Cennet, başkalarının varlığına rağmen kendi merkezini kaybetmediğin yerdir. Dış dünyanın sesleri yükselirken içindeki sesi bastırmak zorunda kalmadığın hâlidir.
Başkaları ne zaman cehennem olur? Bakışlarını kendi gözlerin sandığında.
Başkaları ne zaman cennet olur? Bakışlarını yalnızca bir açı olarak görebildiğinde.
Ve belki de en doğrusu şudur: Başkaları ne cehennemdir ne cennet. Onlar aynadır. Aynaya bakan zihnin durumu, yaşadığın dünyayı belirler.